haberin demi

Haberin demi

  • Dolar 5.6812
  • Euro 6.3545
  • GR ALTIN 259.18
  • ÇEYREK 423.76

DOĞU KARADENİZ TAŞKINLARINA BİR BAKIŞ (1929-2019) Ağustos itibariyle: 897 can kaybı !

Bölgemizde 19 Haziran 2019 tarihinde yaşanan Trabzon-Araklı Taşkını dolayısıyla konunun uzmanı bilim adamı Prof.Dr. Hızır Önsoy geniş bir inceleme yazısı hazırladı. Konuyu detaylıca inceleyen araştırma yazısını kamuoyunun dikkatine sunuyorum. KTÜ İnşaat Fakültesi Hidrolik Ana Bilim Dalı Başkanlığından emekli Türkiye’de konusunun uzmanı ilk ilim adamlarının başında gelen Prof.Dr. Hızır Önsoy’un incelemesi aynen şöyle

DOĞU KARADENİZ TAŞKINLARINA BİR BAKIŞ (1929-2019) Ağustos itibariyle: 897 can kaybı !

Ülkemizde doğal afetlerin büyük bir kısmında önemli faktör olan su, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, en önemli ve etkin parametre olarak, birinci sırada bulunuyor.

Suyun ilk sırada etkin olduğu olaylar, taşkınlar ve heyelanlar, toprak kaymaları, yüzeysel erozyon ve bu olayla taşınan katı madde hareketi, akarsu yataklarındaki değişiklikler ve kesit daralmaları, kıyı tahribatı, atıklar ve suların kirlenmesi, içmesuyu sorunları, yanlış yapılaşmayla ilgili sorunlar vb gösterilebilir.

Doğu Karadeniz Havzası’nda, hidrometeorolojik ve topografik koşullar, taşkınların meydana gelmesine neden olmakta, önemli can ve mal kayıplarıyla sonuçlanmaktadır. 1929 yılından bu yana(yaklaşık 90 yıl içerisinde), eldeki kayıtlara göre, taşkınlarda, büyük can ve mal kayıpları meydana gelmiş olup, son otuz yılda havzada meydana gelen 14 farklı taşkın ve heyelanlarda, maalesef 452 insanımız hayatını kaybetmiştir. Ülkemizde yaşanan, taşkın ve heyelanlar sonucu oluşan can kayıplarının %40’ının, Doğu Karadeniz Havzası’nda meydana geldiği tespit edilmektedir.

Bölgenin bu koşullarında, böyle büyük taşkınların meydana gelmesi, çok da sürpriz sayılmamalıdır. Ancak, burada hasarların büyük olmasının en büyük sebebi, kısa, orta ve uzun vadeli planların yokluğundan, durumdan habersiz, taşkınlara hazırlıksız yakalanmalarından doğmaktadır. Havzada meydana gelen taşkınlar nedeniyle oluşan can kayıplarının ortadan kaldırılması ve maddi zararların en aza indirilmesi için alınabilecek başlıca önlemler, halkın ve uygulamacı kurum ve kuruluşların taşkına karşı bilinçlendirilmesi, dere yataklarında, taşkın, heyelan vb gibi doğal afetler gibi, risk altındaki bölgelerde yapılaşmanın, mühendislik esaslarına uygun, planlar çerçevesinde yapılmasıdır.

NEDEN BU TAŞKINLAR?

Doğal afetlerden en önemlisi olarak taşkın, bir akarsuyun, çeşitli nedenlerden, yatağından taşarak, çevresindeki arazilere, yerleşim yerlerine, altyapı tesislerine ve canlılara zarar vermek suretiyle, etki bölgesinde normal sosyo-ekonomik faaliyeti kesintiye uğratacak ölçüde bir akış büyüklüğü oluşturması şeklinde ifade edilen, yaşandığı bölgenin hidro-meteorolojik koşullarına, jeomorfolojik özelliklerine bağlı olarak gelişen doğal afetlerdir. Dünyanın birçok bölgesinde şiddetli lokal yağışlardan, kar erimelerinin de eklenmesiyle, oluşan akarsu taşkınları çok yaygındır. Taşkın zararlarında, çok çeşitli dış etkenler olduğu gibi, insan faktörü en önde gelmektedir. Risk altındaki alanlarda, plansızlık ve mühendislik esaslarına uymayan, kontrolsüz kentleşme faaliyetleri, taşkın afetinin olumsuz etkilerini, can ve mal kayıpları olarak artırmaktadır.

 

Türkiye’de, 2500 mm. ye varan yıllık yağışlarıyla, en fazla yağış alan bölge olan, 24 077 km2 yüzölçümündeki Doğu Karadeniz Havzası’nın ortalama yıllık yağış yüksekliği 1200 ile 1300 mm arasında değişmektedir. Buna göre, ortalama 14,9milyar m3 yüzeysel su potansiyeli ile Türkiye potansiyelinin % 7,9’unu sağlamaktadır. Birim alandan sağlanan debi değeri ise 19,6 lt/sn/km2 olup havza, Antalya Havzası’ndan sonra ikinci sırada yer almaktadır. Eğimlerin yüksek olması ve yüzey altı tabakasının geçirimsiz veya yarı geçirimli olması sebebiyle, yağan yağmurun büyük kısmı yüzeysel akışa geçmektedir.

Yaptığımız hidrolojik çalışma ve araştırmalar sonucuna göre, bölgede genellikle iki taşkın periyodu gözlenmektedir. Bunlar;

‘’Mayıs-Haziran’’ ve ‘’Ekim-Kasım’’ periyotları

Taşkınların bu iki periyotta gelmesinin sebepleri nedir?

Niçin ‘’Mayıs-Haziran’’?

Kış mevsimi ve ilkbahar başların çok yağışlı geçmişse, özellikle, kış mevsimi karlı ise, genel olarak toprak suya doymuş hale gelir. Hemen arkasından bölgeye düşen çok kısa süreli çok büyük yağışların (yüksek şiddetli yağışlar), doymuş toprakta sızmaya fırsat bulamadan, büyük kısmı akışa geçer ve derelere akarsulara ulaşır, yüksek suları meydana getirir, taşkınlar oluşur.

İkinci taşkın periyoduna gelelim. Neden ekim-kasım?

Yine bu periyottan önceki yaz mevsimi az yağışlı ve kurak geçmişse, toprak kuru kalır, adeta betonlaşır, geçirimsiz hale gelir. Arkasından düşen lokal ve yüksek yağışlar, kuru kalmış toprakta sızamadan akışa geçer, derelere ulaşır, taşkınları meydana getirir.

 

O halde, gözlenen bu periyotlar, zaman zaman, ileri geri değişim göstermelerine rağmen, büyük olasılıkla, bu periyotlarda taşkınların meydana gelip gelmeyeceğini tahmin edebilmekteyiz.

Türkiye’de taşkınlar, depremlerden sonra en fazla ekonomik kayıp veren doğal afetlerdir. Doğu Karadeniz Havzası hem aldığı yağış miktarı, hem de topografik yapısı nedeniyle ülkemizde taşkınların sıklıkla görüldüğü bir havzadır.

KRONOLOJİK BİR BAKIŞ

Suyu iyi yönetemiyorsak, Suyun fazlası da, azı da sorun yaratır. Ancak, bölgemiz için, şu sloganı kullanabiliriz;

‘’Doğu Karadeniz’de, Çoksu Sorunu Çok, Yoksu Sorunu Yok’’

Havzanın taşkınlarına bir göz atacak olursak, ne görürüz?

Havzada son 64 yıl içerisinde (1955 – 2019) meydana gelen büyük taşkınlarda , 349 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Maddi zarar ise, milyarlarca ifade edilmektedir. Havzada 1929–2019 yılları arasında oluşan taşkınlarla ilgili detaylı bilgi Tablo 1’de verilmektedir.

Doğu Karadeniz Havzası’nda 1955 yılından sonra yaşanan en büyük taşkın Gümüşhane, Trabzon ve Giresun illerini kapsayan 20 Haziran 1990 taşkınıdır. Bu taşkın 10 farklı dere havzasında meydana gelmiş ve 7500 ha’lık bir alanı etkilemiştir. Taşkın sonucunda 57 insan hayatını kaybetmiş ve toplam 458 milyon YTL tutarında bir maddi zarar oluşmuştur. 1955’den 2005’e kadar oluşan taşkın zararlarının yaklaşık %70’inin bu felakette meydana geldiği saptanmıştır.

1998 yılından sonra meydana gelen taşkınlarda can ve mal kayıpları açısından önemli bir artış gözlenmekte olup, oluşan 7 farklı taşkında 108 insan hayatını kaybetmiş, 156 milyon YTL tutarında maddi zarar meydana gelmiştir. 20 Haziran 1990 tarihinde oluşan hasar dışında, taşkın hasarlarının %75’inin son yedi yılda meydana geldiği görülmektedir. Can kaybı ve maddi zararların artmasındaki en büyük neden, dere yataklarında yapılan bilinçsiz yapılaşma ve dere yataklarına yapılan olumsuz müdahaleler olarak karşımıza çıkmaktadır. (Foto:1)

Toplam 54 taşkının 40’ı yaz mevsiminde, özellikle, Mayıs-Haziran periyodunda meydana gelmiştir. Taşkın açısından en kritik aylar 13 taşkının meydana geldiği bu periyot, 17 taşkının meydana geldiği Temmuz ve 10 taşkının meydana geldiği Ağustos ayları olarak gözükmektedir. Bu aylarda meydana gelen hasar 640.421.309

YTL (%97) , can kaybı 196 (%78) olarak belirlenmiştir. Rakamlar mal ve can kaybının büyük bölümünün bu aylar içerisinde yaşandığını göstermektedir.

Taşkınlar zararları, toplam zararların yaklaşık % 95’ini oluşturmaktadır. Ayrıca, eldeki veriler değerlendirildiğinde, toplam zararlar içerisinde taşınmaz mal ve tesis zararlarının oranının %30, tarımsal zararların oranının ise %15 olduğu görülmektedir.

TAŞKIN NEDENLERİ

Ülkemizde meydana gelen taşkınların genel olarak nedenlerini aşağıdaki koşullara bağlı olarak ifade etmek mümkündür;

• Hidrometeorolojik Koşullar: Doğal meteorolojik koşullara dış müdahale mümkün olmadığından, bu konuda herhangi bir önlem alınması da söz konusu değildir. Ancak, taşkına neden olabilecek koşulların, günümüzde mevcut gelişmiş atmosfer tahmin modelleri ve hidrolojik tabanlı yöntemlerle tahmini yapılabilir ve taşkın riski irdelenebilir.

• Jeomorfolojik Koşullar: Bu koşullar akarsu havzalarının doğal özelliklerine ilişkin olup, bu konuda da bir müdahale genelde söz konusu değildir.

(1929-2019) Ağustos itibariyle: 897 can kaybı

• İnsan Müdahalesi ve Sosyal Faktörler: Hatalı arazi kullanımı, bitki örtüsünün yok edilmesi, dere yataklarında plansız yaklaşım ve müdahaleler, ‘’YER-ZAMAN-MİKTAR’’ esasına uymayan katı madde alımları, erozyon, vs. gibi, temelde insan müdahalesine dayanan bu olumsuz koşulların kontrolü mümkün olup, alınacak önlemlerle taşkın zararları en aza indirgenebilir. DSİ tarafından yapılan çalışmalarda, taşkın afetinin, tamamen insan faaliyetinin bir sonucu olarak meydana geldiği belirtilmiş; taşkın riski bulunan alanlarda önceden önlem alınmaksızın süregelen kontrolsüz kentleşme faaliyetlerinin, dünyanın her yerinde taşkın afetinin temel nedeni olduğu belirtilmiştir.

Geçmişteki taşkınlar, taşkın hasarlarının, su hareketlerinin büyüklüğünden ziyade, akarsu yatakları içerisine veya olası taşkın riski taşıyan bölgelere yapılan düzensiz ve denetimsiz yapılaşmanın neden olduğunu göstermiştir. Havzanın topografik ve hidrometeorolojik koşulları dikkate alındığında, büyük taşkınların sıkça meydana gelmesi, herhalde sürpriz sayılmamalıdır. Ancak, burada hasarların büyük olmasının en büyük sebebi olarak, bilgilendirme ve kurumlar arası koordinasyon eksikliği, kurumlar arası diyalogun zayıflığı, taşkınlara hazırlıksız yakalanmalara, dolayısıyla, büyük can kaybı ve maddi hasarlara neden olmaktadır.

Bunun dışında, taşkına neden olan uygulamalar şu şekilde sıralanabilir:

Havzalarda orman alanları, tarım alanı elde etmek amacıyla, tahrip edilmekte, bu yanlış ve çarpık uygulama arazi dengesinin yanı sıra doğal yağış-akış ilişkisini de bozmaktadır.

Heyelan riski bulunan alanlara ve taşkın koruması yapılmayan dere yataklarına kontrolsüzce konut ve dere yataklarını daraltan sanat yapıları yapılmaktadır. Bu taşkına davetiye çıkaran bir uygulamadır.

Erozyonla, dere ve akarsularla, her yıl taşınan, toplam yaklaşık 7,5 milyon ton kum-çakılın yarısı akarsu yataklarında (iri malzeme) birikirken, diğer yarısı (ince malzeme) deniz kıyılarına hareket etmektedir. Taşınan bu katı madde, yer yer yatakta yığılarak, kesitleri daraltmakta, akış koşullarını değiştirmektedir. ‘’YER-ZAMAN-MİKTAR’’ esaslarına uyulmadan, kum-çakıl alımları sonucu, bozulan yatak dengeleri, taşkınlara çanak açmaktadır. Denge bozulmadan, bu esaslar göre, yataklarda depolanan malzemenin alınması, kesitlerin normal çalışmasını sağlayacak ve taşkın debilerini, rahatlıkla geçirebilecektir.

Topografik ve coğrafi koşullar nedeniyle dere güzergâhı boyunca vadi tabanından devam eden yolların dere yataklarını daraltmaktadır. Aynı zamanda açılan yollardan çıkan atık malzemenin dere yataklarına atılması suretiyle doğal denge bozulmaktadır.

ÖNLEMLER

Bu önlemler, kısa, orta ve uzun vadeli olarak sıralanabilir.

Kısa Vadeli Planlar

Havzada taşkın zararlarının en aza indirilmesi için yapılacak en etkin ve ekonomik çözüm, taşkın meydana gelmeden, insan faaliyetlerini düzenleyen ve çokça yapısal unsur içermeyen

özellikte, halkın eğitiminden arazi kullanımına kadar aşağıda sıralanan tedbirlerin, bir diyalog içerisinde, tüm kurum ve kuruluşların ortak amaç doğrultusunda birlikte çalışmaları olacaktır. Bu amaçla, aşağıdaki çalışmaların gerçekleştirilmesi gerekmektedir:

· Havzadaki çeşitli bölgeler için ayrı ayrı olmak üzere, çeşitli frekanslı taşkın debilerinin ve bu debilere karşılık gelen taşkın seviyelerinin belirlenmesi,

· Mevcut ve planlanan tesislerin (köprüler, yollar, duvarlar, su alma yapıları, drenaj tesisleri, yerleşim, sanayi ve tarım alanları vb) bu taşkın seviyelerine göre risk analizinin yapılması ve gerekli önlemlerin alınması,

· Bundan sonraki çeşitli yapıların planlama ve projelendirilmesinde aşamalarında taşkın seviye bilgilerinden yararlanılması,

· Dere yataklarında ve heyelan riski taşıyan bölgelerde yapılaşmanın, kontrol altında, planlar çerçevesinde gerçekleştirilmesi

· Dere yataklarından, kum-çakılın, ‘’YER-ZAMAN-MİKTAR’’ esaslarına göre alınması

· Havzalarda uygulamacı kurumlar arasında koordinasyonun sağlanması

· Havzalarda arazi dengesini bozan uygulamalara son verilip, heyelan riski taşıyan bölgelerde ağaçlandırma çalışmalarının yapılması

· Halkının, taşkın konusunda bilgilendirilmesi

· Taşkın koruma tesislerinin planlama ve projelendirilmesinde klasik yöntemlerin, tip kesit ve projelerin yerine, (duvarlar, tahkimatlar, köprü geçişleri ve açıklıkları vb), modern teknolojilerden ve bilimsel yeniliklerden yararlanılarak, yöreden yöreye değişen, yeni önlemlerin (taşkın geciktirme havuzları, taşkın kanalları vb) de değerlendirilmesi.

Orta Vadeli Planlar :

· Hidrometeorolojik ölçüm ağlarının optimizasyonu

· Araştırmalar için gerekli veri alt tabanının ve altyapısının, bunların kullanımına yönelik iletişim yapısının oluşturulması

· Uydu teknolojilerinin, daha yaygın bir biçimde araştırma ve model çalışmalarına sokulması

· İlgili personelin ve uygulayıcıların, taşkın konusunda daha detaylı bilgilendirilmesi

· Önerilen hedefler doğrultusunda, kamu kurum ve kuruluşlarının alt yapılarının geliştirilmesi, personel eğitiminin yapılması ve mevcut afet yönetmeliklerinin gözden geçirilmesi

· Çiftçi, ev ve işyeri sahiplerinin taşkın sigortası yaptırmaya özendirilmesi

· Bilimsel değişimi ve gelişimi izlemek bakımından, üniversitelerimizle daha sıkı iş birliği yapılması, bunun için mezuniyet sonrası ve meslek içi eğitimlerin kurumlarca arttırılması

· Meteorolojik ve hidrolojik afetler ile ilgili yaygın eğitim programlarının hazırlanması

· Meteorolojik afetleri belirlemek ve gerekli uyarıları yapmak ile ilgili görevlerin tanımlanması ve uygulanması kapsamında, tavsiye, gözetleme ve uyarı çalışmalarının yapılabilmesi için Türkiye’nin alt havzalara ve nehir bölgelerine ayrılması

· Gelişmiş ülkelerdeki hava tahminlerde olduğu gibi hava tahminlerini “Kaynak, Yer, Zaman, Miktar ve Olasılık” belirtilerek; meteorolojik ihbarları ise “Kaynak, Tehlike, Yer, Zaman, Büyüklük, Olasılık, ve Koruyucu Önlemler” tek tek belirtilerek verilebilecek hale getirilmesi.

Uzun Vadeli Planlar :

· Havza ile ilgili verilerin istenilen ve çalışmalara uygun ölçek ve standartla sayısal olarak saklanmasının sağlanması

· Taşkın ile ilgili Tahmin ve Erken Uyarı Merkez’lerinin oluşturulması ile halkın bilgilendirebilmesi ve tehlikeli bölgelerin kısa sürede boşaltabilmesi için gerekli olan sivil savunma afet planlarının ve hazırlıklarının yapılması

· Doğru bir şekilde ihbarların yapabilmesi, gözlenen hidro-meteorolojik verilerin akademik seviyede bilimsel olarak değerlendirilmesi

· Havza bazında yağmur ve kar kaplı alanların (derinlik ve kar su eşdeğerleri olarak) saptanması, atmosferik ön tahmin modelleri ile uyum içerisinde, zamansal-alansal dağılımlı akış modellerinin oluşturulması ve havza bazında uygulanması

· İklim Değişimi ve Türkiye’ye yansımaları kapsamında gerekli çalışmaların yapılması.

SONUÇ

Bu çalışmada 1955–2005 yılları arasında Doğu Karadeniz Havzası’nda meydana gelen ve önemli derecede can ve mal kaybına neden olan taşkınlar hakkında bilgiler sunulmaktadır. Meydana gelen 54 taşkının tarihi, yeri, meydana geldiği dere, ölü sayısı, taşkın alanı ve oluşan maddi hasarlar ayrıntılı bir biçimde verilmiştir. Çalışmada ayrıca taşkınların temel nedenleri ve hasarlara neden olan uygulamalar araştırılmış, can ve mal kayıplarının en aza indirebilecek önlemler konusunda bilgiler verilmiştir. Bölgede bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile halkın taşkın konusunda bilinçlendirilmesi başlıca önlem olarak belirlenmiştir

 

Doğu Karadeniz Havzası ülkenin en fazla yağış alan ve sıkça taşkınların meydana geldiği bir bölgedir. 1995–2005 yılları arasında yaşanan taşkınlar göz önüne alındığında, taşkın nedenleri ayrıntılı olarak incelenmesi ve alınabilecek önlemler konusunda kapsamlı projelerin geliştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Halkın ve yerel yönetimlerin taşkın konusunda bilinçlendirilerek, her an taşkın olabilecek düşüncesi içerisinde hareket etmelerini sağlamak en önemli görev olarak gözükmektedir.

Taşkın özellikleri en iyi şekilde anlamak için bölgede, her havzayı tek tek doğru şekilde temsil edebilecek, hidrolojik ve meteorolojik ölçüm ağlarının kurulması gerekmektedir.

Yukarıdaki açıklamalara göre, bölgemizdeki taşkınlar için, şu sonuca varıyoruz;

Eğer, suyu yönetemezsek ve kontrol altında tutamazsak, suyun fazlası da, azı da sorun yaratır.

İsmet Kösoğlu

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

Kalkandere Organize Sanayinin açılması ile ilgili çalışmaları yeterli mi?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
NAMAZ VAKİTLERİ
BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık