Kalkandere Resim

Haberin demi

  • Dolar 6.2731
  • Euro 7.3298
  • GR ALTIN 242.75
  • ÇEYREK 395.82

RİZE-ERZURUM YOLUNUN 153 YILLIK HİKÂYESİ

RİZE-ERZURUM YOLUNUN 153 YILLIK HİKÂYESİ

RİZE-ERZURUM YOLUNUN 153 YILLIK HİKÂYESİ

RİZE-ERZURUM YOLUNUN 153 YILLIK HİKÂYESİ

 

İshak Güven Güvelioğlu

 

Gidemediğin yer senin değildir demiş eskiler. Medeniyet, kalkınma, etkileşme, aklımıza ne gelirse hep ulaşım sonucunda meydana gelir. Gidebilmek ulaşmayla, ulaşma da en basit anlatımla “yol” ile mümkündür. Ulaşmanın temel alt yapısı yol olduğu için tarih boyunca bütün medeniyetler, başta askeri, ticari, iktisadi ve insani amaçlarla memleketlerini insan vücudundaki damarlar gibi yollar ile donatma ihtiyacı duymuşlardır. Bu yazıda yüz elli seneden fazla bir zamandır üzerinde konuşulan, keşifler yapılıp raporlar hazırlanan, yazılan-çizilen Rize’yi Erzurum’a, Erzurum’u da Karadeniz sahiline bağlayacak yolun tarihi serencamı konu edilecektir.

Osmanlı Devleti’nden bize intikal eden belgeler üzerinde kısa bir araştırma yapınca Rize-Erzurum arasında işleyecek bir yolun lüzumu ve yapımı için sarf edilmiş teşebbüsleri gösteren birçok vesikaya rastlanmaktadır. Bizim tespitimize göre günümüzden 153 sene önceye kadar uzanan bu teşebbüsler başlangıçta askeri ihtiyaçtan kaynaklanmaktaydı. Nitekim 1 Aralık 1859 tarihli bir arşiv belgesinde Osmanlı Seraskerlik (Genelkurmay) makamına gönderilen bir yazı da Erzurum’un Anadolu Ordûy-u Humâyu’nu için merkez haline getirildiğine dikkat çekilmiş ve ordu için ihtiyaç duyulan yollar kapsamında Trabzon – Erzurum yolu gibi bu bölgenin bir bölümünü oluşturan Rize yolunun da yapımının kararlaştırıldığı belirtilmişti.

12 Ocak 1911 tarihinde Dahiliye Nezareti’nden Ticaret ve Nafia (Bayındırlık) Nezaretine yazılan bir yazıdan anlaşıldığına göre Rize-Erzurum yoluna sırf askeri ihtiyaçlar zaviyesinden bakılmadığı, bu yolun yapılması halinde Lazistan (Rize) Sancağının ihtiyacı olan kalkınma ve imarın süratle gerçekleşeceği, bu nedenle de biran evvel açılması gerektiği bildirilmişti.

Uzun yıllar yerli halk ve bürokrasi arasında tartışılan bu yol, nihayet 1913 yılında Nafia Nezareti’nin teklifi üzerine Osmanlı Bakanlar Kurulunda görüşülmüş ve hazırlanan tek maddelik bir kanun teklifi ile umumi yollar kapsamına alınmıştır. Böylece yolun yapımı konusunda hukuki alt yapı tamamlanmıştır. Bürokratik alanda yapılan bütün çalışma ve hazırlanan alt yapıya rağmen, başlayan Balkan savaşı, milletimiz için ölüm kalım meselesi olan Çanakkale savaşı ve ardı ardına sürüklendiğimiz Birinci Dünya savaşları nedeniyle birçok proje gibi Rize-Erzurum yolunda da faaliyete başlanması mümkün olmadığından rafa kaldırılmıştır.

1923’te Cumhuriyetin kuruluşundan sonra 1924 yılında Rize vilayet haline getirildi. Rize’nin vilayet olarak idari alanda yer bulması, zaten hep gündemde olan yol meselesine yeniden ve daha ciddi olarak el atılmasını da beraberinde getirdi. Halkta hep var olan bu arzu, nihayet 1931 yılında il yöneticilerinin de harekete geçmesine ve merkezi hükümetten ziyade valiliğin öncülüğünde çalışmalara başlanmasına sebep oldu.

Vilayet Daimi Encümenliği’nin aldığı bir karar ile bölge halkına “yol vergisi” adıyla bir vergi ihdas edildi. Nakden yol vergisi ödeyemeyecek kişilerin ise bilfiil yol açma çalışmalarına katılması gerekecekti. Rize merkezdeki tüccarlar dışında mükellefiyetini nakden ödeme imkanı bulan kişi pek olmadığı için hemen hemen herkes kazma kürekle çalışma durumundaydı. Yapılacak iş, takip edilecek güzergâr ve tamamlanan mükellefiyetin teslimi için de yol mühendisleri tayin edilmişti. Genelde her köy halkına açmaları için yol güzergahında bir bölüm veriliyor, o köylüler başlarındaki yol çavuşu ile kazma kürek çalışarak mükellefiyetini yerine getiriyordu. Yol Rize merkez’de Değirmendere köprüsünden başlayarak Pehlivantaşı’na, Pehlivantaşı’ndan Kalkandere’ye, Kalkandere’den İkizdere’ye ve İkizdere’den Ovit Dağı aşılarak İspir’e olmak üzere 4 aşama şeklinde planlanmıştı.

29 Mayıs 1931’de başta vali, belediye başkanı ve eşrafın katılımı ile Değirmendere köprüsü başında yapılan törenle çalışmalara başlandı.

Yol açma mükellefiyeti sadece bu güzergahtaki köylere değil bütün Rize vilayetine aitti. Bu nedenle Rize’nin doğusunda bulunan ilçe ve nahiyelerden de toplu halde getirilen işçiler, kendilerine tahsis edilen yerin toprağını tavsiye ederek yol açma çalışmasına katılıyordu. Nitekim Temmuz 1932’de Çayeli’nden 1300 işçi, Ağustos 1932’de Gündoğdu nahiyesinden 1200 işçi çalışmak için topluca Rize’ye gelmişti. Burada bando mızıka ile karşılanan işçiler belediyenin kendilerine verdiği ekmekleri aldıktan sonra Karadere istikametine sevk edildi. Gündoğdu’dan gelen işçiler kendilerine ayrılmış 3 kilometrelik yeri 4 günde açarak teslim etmiş ve evlerine dönmüşlerdi.

 Çalışanların yiyecekleri genelde ildeki memur ve esnafın yaptığı para yardımı ile karşılanıyordu. Para yardımında bulunan hayırseverlerin listesi 13 Ekim 1932 tarihinden itibaren Rize vilayet gazetesinde yayınlanmaya başlanmıştı. Listeler incelendiğinde aralarında tüccar, belediye başkanı, encümen azaları, eczacı, doktor, fırıncı, otelci, fabrikatör, kahveci, kunduracı, avukat, maliyeci, noter, lokantacı, müftü, dersiam, imam, vaiz, bakkal, bankacı, ormancı, polis, mübaşir, fotoğrafçı, muhtar gibi her meslekten insanın bulunduğu görülmekteydi. Bunlar meslek ve isimleriyle, ayrıca yaptığı yardımın miktarıyla ilan edilmişti. Hayırseverler tarafından taahhüt edilen parayı tek seferde ödeyemeyenler 1932 ve 1933 yıllarında olmak üzere iki taksitte de ödeyebiliyordu.

Yardımda bulunan hayırseverler listesi üstünde durum şu şekilde açıklanmıştı;

“Rize-İspir yolunda mükellefiyet haricinde çalışan gönüllü amelelerin iaşeleri için hem bedenen çalışan hem de nakden yardımda bulunan yüksek kalplı ve cömert tabiatlı Rize halkının teberruat listesini gazetemiz sütunlarına geçirmekle büyük bir iftihar duyar ve iktisadi vaziyetin bu darlık zamanında ölçüsü olmayan bu büyük feragat ve fedakarlığı candan kutlarız. Hariçte bulunan çalışkan ve hamiyetli Rizeli hemşehrilerimizi de böyle yardıma davet eyleriz.”

O yıllarda Rize bölgesinin en güncel konusu yol olduğu için bölgedeki halk şairleri yol hikayeleri ve yolun ehemmiyetini konu edinen şiirler yazmıştı. 10 Ağustos 1933 tarihli Çoruh gazetesinde Kavrakoğlu Osman imzasıyla “Yola Koşun” başlıklı bir şiir yayınlanmıştı. Memleket için yolun, vücuttaki damarlar kadar önemli olduğuna vurgu yapılan üç kıtalık dizeler şöyleydi;

 

Kurtarmak istiyorsan çocuğunla karını

Yaklaşan bir açlığın o korkunç ölümünden

Bütün varını sarfet düşünme hiç yarını

Kendine bir hisse al bu işin bölümünden

 

Nasıl yaşayamazsa hiçbir vücut sinirsiz

Vatanın da siniri işte gördüğün yollar

Hangi eller olursa bu yol için hayırsız

Kırılmalı mutlaka işte o hain kollar

 

Ey Rize’nin gençleri dikkatle dinleyiniz

Memleket için mühim bir haberim var size

İster buna inanın ister yalan deyiniz

Bu yol yapılmazsa Rize ölmüştür Rize

 

Kaynaklar:

Başbakanlık Osmanlı Arşivi

A.MKT.NZD.297/7; HRT.2230; A.MKT.MHM.500/38; DH.İD.3/20; DH.İD.3/54; İ.MMS.166/1331.Ş.27; DH.İD.74/62; DH.UMVM.1-10-70.

Rize (Çoruh) Gazetesi, sayılar 44, 51, 61, 62, 63, 64, 65, 93, 104 (16 Haziran 1932-10 Ağustos 1933).

Haber Videosu


Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
NAMAZ VAKİTLERİ
BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık